---}--}@ Arşivime Hoş Geldiniz,Benim Beğendiklerimi Umarım Siz de Beğenirsiniz... Resimler ve Yazılar Forumlardan Alıntıdır..
Sesi kısarak sözü yükseltmektir dua...
Kelamdır, kelimedir,duyuş ve hissediştir...
Kuvvet ve Kudret karşısında aczin ve zavallılığın sınanmasıdır.
Kimi zaman ise sadece "O"nun adını anmak için bir yakarıştır.
Ama ne olursa olsun,gözyaşı kadar içten ve kartanesi gibi bembeyazdır...


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.” (İsrâ, 1 )


Miraç Kandili Dua



Eûzu billēhi mineş-şeytânirracîm Bismillēhirrahmēnirrahîm


Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina ve Mevlana Muhammedinin nuriz zatiyyi ves sirris sariyyi sirruhu fi cemiy’ıl asari vel esmai ves sıfati ve sellim tesliyma


Ya RABBİ

Ey şaşkınlığımda bana yol gösteren RABBİM,

Kederli anımda imdadıma koşanım

Ey beni en iyi anlayanım,

Merhametine sığınarak kapına geldim, beni kapından boş çevirme ALLAH'ım.

Ey bağışlaması bol şanı yüce RABBİM buyuruyorsun ki; '' Sen istemezsen istemesini bilmezsen nasıl vereyim ''

ALLAH'ım boynum bükük, kalbim kederli, bir yaprak gibi titremekteyim. Acı bana kapından boş çevirme ey bağışlaması bol ALLAH'IM. Bizleri Affetmeden huzurundan ayırma.

Senden başka gidecek kapım yok. Rahmetinden bir damla almaya geldim beni rahmetinden mahrum etme neolur Yarab.

Bu zavallı aciz kuluna acı merhamet et ey merhametlilerin en merhametlisi.

RABBİM gönderdiğin Kur'anı kalbime nur, kabrime yoldaş eyle. Kur'an ilmiyle ilimlenmemi nasip eyle. Kur'anı kerim hürmetine Efendimiz'in (SAV) şefaatine nail olanlardan, O'nun (SAV) ümmetine yaraşan kullardan eyle.

Bizleri hayırlı gördüğün sürece yaşat. Hayırlı gördüğün bir andada ruhumuzu teslim al yaRABBİ.

Tüm Ümmet-i Muhammed'e son nefeste, '' Eşhedü ella ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Rasülüh... '' diyerek iman ile çene kapamayı nasib eyle.

Kabir'de hesabını kolay verenlerden, Kabri Cennet bahçelerinden bir bahçe olan, arkamızdan hayırlı ameller , saliha evlatlar , Bizler için Fatiha'lar Yasinler gönderen dostlar bırakanlardan eyle yaRABBİ.


Bizleri münafık , yoldan sapmış, şeytanın hizmetine girmiş , İSLAM'DAN bihaber olmaktan muhafaza eyle.



Ey beni en iyi bilen ALLAH'ım. Mahşer gününde, kimi yüzlerin nur içinde aydınlanıp, kimilerinin ise kapkara kesileceği günde yüzlerimizi ak eyle.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (SAV) , sancağı altında toplanan mesut insanların arasına bizleride katıver, Orada mubarek cemalini görmeyi bizlerede nasip eyle ey en güzel isimlerin sahibi ALLAH'ım.

Yarab tüm Muhammed Ümmetine yardım et, günahlarını bağışla ihtiyacı olanların ihtiyacını nasip eyle, sevdiğin kullar arasında bulundur. Seni anan, zikreden diller, seni düşünen kalpler ver bize.

YaRABBİ, şu anda hastane köşelerinde inim inim inleyen kardeşlerimizede yardım eyle, Tüm hastalarımıza acil şifalar, dertlilerimize devalar, borçlularımıza edalar ihsan eyle,

Bizleri doymayan gözden, kabul edilmeyen duadan, fayda vermeyen ilimden, ürpermeyen kalpten muhafaza eyle.

İnsi ve cinni tüm şeytanların şerrinden, sapıklıktan, azgınlıktan, nefsin kölesi olmaktan bizleri Kuran-ı Kerimin, Peygamber Efendimiz'in (SAV), ve sevdiğin kulların hatrına koru yaRABBİ.

ALLAH'ım Filistin'de, Irak'ta, Afganistan'da, Çeçenistan'da, Azerbaycan'da, Karabağ'da, Afrika'da, Kosava'da Bosna'da dünyanın neresinde eziyet gören, Müslüman olduğu için türlü türlü işkencelere maruz kalan kardeşlerimize yardım et,

Bebek kadın çocuk katillerine, yavruları anasız babasız öksüz yetim bırakan siyonistlere, din düşmanları misyonerlere, bu kokuşmuş dünyayı ele geçirmek için çalışan gözünü hırs bürümüş zalimleri ıslah eyle. Islah olmuyorlarsada kahr-u perişan eyle yaRABBİ.



ALLAH'ım Habib'in (SAV) bu mübarek gecede huzuruna yükseldi. Cemalini gördü. Bizlerde Namazlarımızla Efendimizin (SAV)cemalini görebilmeyi nasib eyle. Namazını istikrarlı ve düzenli bir şekilde kılabilen, RABBİMin yolunda
her türlü zorluğu göze alırım diyen gözükara kullarından eyle.

Bizlere verdiğin sayısız bunca nimeti göremedik. Nankörlük ettik. Sıkıntılara karsı sabretmedik isyan ettik. Güzelliğimizin farkına vardık iffetimizi koruyamadık. Sen bizleri Affet yaRABBİ.

Evli olan kardeşlerimize evlerinde huzur bereket hayırlı salih,saliha evlatlar yetiştirebilmeyi nasib eyle.
Evlenecek kardeşlerimize, İSLAMı yaşayan bilen hayatında uygulayan hayırlı eşler nasib eyle.

Hakkımızda herşeyin hayırlısını ver. Hakkımızda hayırlı olanı gönlümüze rıza eyle. Gönlümüzde olanları hakkımızda hayırlı eyle.

Sınavlara girecek kardeşlerimize zihin açıklıkları nasib eyle.

Dünya imtihanını kazananlardan eyle yaRABBİ.

Bu duayı okuyan okumayan tüm Ümmet-i Muhammed'e yardım et, Dünyalık ve Ahiret'lik isteklerimizi ver yaRABBİ. Bu gecenin hatrına bizleri Affeyle, bizleri Affeyle, bizleri Affeyle ALLAH'IM.

AMİN (El Fatiha ) (Alıntı)
Nûr-u pâk-i Hakk’ı hakkıyla şühûd et ey gönül
Bunda Yâr’in görmeyen yarın dahi a’ma imiş.

Ey gönül Hakk’ın (Yüce Allah’ın) tertemiz olan nurunu gönül gözüyle gör. Burada (bu dünyada) Sevgilisini göremeyenlerin ahirette de gözleri kör olur.

Aziz Mahmud Hüdayi

Bi_iznillah'ın; Küçük dervişimin bloğundan  (ç)alıntıdır:))




Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
Çünkü ruhlar yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever. 
********************************** 
Halil Cibran (Kahlil Gibran)

 "Akıllı kisi nefsine hakim olup ölümden  sonrasi icin is yapandir. Aciz(akilsiz) kisi ise nefsini arzularina tabi kilip sonrada Allaha karsi Temennide bulunandir.

Hadis-i Şerif






Susmadım...
Tebessümleri gezerken her yanda sevgilinin;
Muştular yağarken gökten üstüme,
Ya Rabb;
Tut ki yüreğimi ayrı kalmasın!
Susmadım sessiz kalışına Yârin!
Bu bir sırma saçlının,
Ela gözlü bir aşkın,
Haykırdığı davettir...
Bir fecir vaktinde hem öyle yalnız,
Hem öyle ki aşktan alemi sarmış,
Nedameti ruhları yakan bir zemheridir...

Yitirilmiş olana parıldayan gözlerle,
Ermeye vesiledir...

Yürü küheylanım vakd-i visaldir!
Sevincin yüzünde bilinmez ahenk.
Mâşuka bir bak ki gülen eceldir
Yorulmaz varanlar; Hakk buna mihenk!


Ufku kaplamış...
Sarmış ruhumu amber kokusu!
Cevahir olmuş her yerde gölgem.
Bir huzur kaplamış;
Sürur üflemiş göğe işkencem
Bilinmez diyarların ücra köşelerinden,
Tutup çekmiş de kanayan ellerimi,
Ufku kaplamış;
Gülümseyen bir güldür çehresi şimdi...
Söker tırnaklarını fütursuz aşklarımın...
Güle benzer çehresi; aah!
Ve bambaşka kokusu...

Unutturmuş ne varsa; acı, çile, gam!
Durulur mu gayrı! ?

Yürü küheylanım vakd-i visaldir!
Bırak pejmürde mazi körüklemesin kini.
Mâşuka bir bak ki gülen eceldir...
Azameti dondurur yerde ve göktekini.. .


Öyle bir aşktır bu...
Kahredip gitsen bile terketmeyecek asla!
Günahlardan sıyırıp seni temizleyecek!
Ne hazindir ki kolun kanadın kırık...
Savrulup geldin de hem en gür hengâmelerden...
Ama dur!
Bir kıvılcım edecek ruhunun yangınını,
Kopartıp hıncını esir hayaletlerden...
Bir bakışı yetecek!
Gönlüne bırakacak ölmez hatırasını...

Tektir...Birdir...
Ve vardır!
Öyle bir aşktır...

Yürü küheylanım vakd-i visaldir!
Hayattır gözünden düşen toprağa...
Mâşuka bir bak ki gülen eceldir!
Damla damla süzer özür varlığa...


Kan rengine kızıla çaldı yine şafaklar!
Nevbahar idi şimdiki hazan gülü...
Ayrılık değil ancak!
Tutmasaydın ellerimden; Sevgili!
Tuhuma geçecekti ızdırabın örtüsü.. .
Ve ben;
Boğup bütün günahkar hislerimi,
Cehennemi gördüm de geldim sana Yâr!
Ne acıdan şimdi aşk, ne bir fenadan...
Huzuru yağmalıyor en saf duygular...
Çiğ tanesi kadar masum üstelik!
Söküldü diye bağrım sisli dünyadan...
Beka aşkına bu kez!
Kan rengine kızıla çaldı yine şafaklar!


Yürü küheylanım vakd-i visaldir!
Heyecan artık gözlerimdeki yağmur!
Mâşuka bir bak ki gülen eceldir
Bizde aşk saltanatı, şeytanda gurur...


Dursun zaman!
Mekan bile kalmaz bu buluşmada...
Zerafet bir güldür şimdi ruhumda!
Canım canına değdi ya Yâr'in;
Zulmet bu aydınlıkta güneşe hasret!
Hem muallakta kalmış tüm hayallerim,
Yüz tutsun çürümeye!
Tebessümü kaplamış da ufuklarımı,
Ruhuma sinsin diye kokusu;
Koşup geldim;
En duru halimle; benliğim sarhoş....:
Ebedin başlangıcı, ezelin sonudur bu! ..
Sevgili!
Al gözlerimden bütün ruhumu!
İşte varsın!
Ki varlığım varlığında var!
Ne olur tut, bırakma ellerimden
Zaman dursun artık!
Ve silinsin mekan...

Yürü küheylanım vakd-i visaldir...
Yâr; cehennemini yakan alevdir!
Arkada bıraktığın dünyaya inat;
Mâşuka kanatlan ki Aşk-ı Sameddir!
Her nefes nasıl ki bir ömre bedel,
Her ömür yolunda bir merhaledir..
Yürü küheylanım; visal vaktidir...

alıntı




Fazla gülmeyi terk edene heybet verilir.
Fazla konuşmayı terk edene hikmet verilir.
Fazla yemeği terk edene ibadetin lezzeti verilir.
Mizahı terk edene zarafet verilir.
Dünya sevgisini terk edene ahiret sevgisi serilir.
~Başkalarının kusurlarıyla uğraşmayı terk edene,
kendi kusurlarını ıslah etme imkanı verilir.

HZ.Ömer(r.a)
__________________
Derdime vâkıf değil cânân beni handân bilir
Hakkı vardır şâd olanlar herkesi şâdan bilir


(Fuzuli)
Mert ve yürekli olmak daha zor...

Hayatta zor i$ler, kolay işler var,
Bunları ayıran insan olmak zor...

Bilgiçlik taslamak, konuşmak kolay,
Az ve öz konuşup susan olmak zor...

Akıl vermek kolay, iş bozmak kolay,
Bozuğu onaran insan olmak zor...

Niyet etmek kolay, başlamak kolay,
Bir işi bitiren insan olmak zor...
...
Almak kolay, benlik, bencillik kolay,
Alan insan değil, veren olmak zor...
...
Merak kolay, olay seyretmek kolay,
Bakan insan değil, gören olmak zor...


Kazanç kolay, servet, zenginlik kolay,
Vicdanlı, namuslu patron olmak zor...
..
Açları kandırmak, azdırmak kolay,
Açları doyuran insan olmak zor...
...
Seçilmek, yükselmek, baş olmak kolay,
Sahtekar baskıyı kıran olmak zor...
...Hile, yalan, riya, kalleşlik kolay,
Doğru olmak, içten insan olmak zor...
...
Nefse uymak kolay, hırslanmak kolay,
Nefsini, hırsını yenen olmak zor...
...
Yuva kurmak, evlenmek kolay,
Yuvada huzura eren olmak zor...
...
Hayat kolay, doğmak, yaşlanmak kolay,
insanca yaşlanmak, insan olmak zor...
ALINTI


Bir vicdan ayaklanmasına doğru genişlerse kalbin/ şiir gibi yürürse ince ve narin…


Anla ki herkes değilsin!



Biraz soluklanalım.

Çok düştük biraz soluklanalım.

Maviye çalan bir çocuk geçsin gözlerimizden.

Kara bir günü daha ifşa ettik mavilenelim.

Bir geceye daha sızdığımızın resmidir bu, bir karanlığı daha patlattığımızın.

Çok sesli bir koro orotoryomuzu yapın.

Cümlelerin arasından sızıp bulanık bir ırmakta sır olalım.

Çıtı pıtı bir kente, tedavülden kalkmış ağır nefeslerle girelim.

Ve kenarı çentikli bir bilboardın tam ortasına bağdaş kuralım.

kapısı çalınmış evleri, yüzüne bakılmayan yetimleri hırkamızın altında, yüreğimizin boşluğunda saklayalım.

*

Ömer İdris Akgün
 
Aslında İnsanlar Seni Hayal Kırıklığına Uğratmıyor, Sadece Sen Yanlış İnsanların Üzerine Hayal Kuruyorsun O Kadar....


Eğer daima cennette olmak istersen, herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma!
Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla olma!
Merhem ve mum gibi ol! İğne gibi olma!

Eğer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen,
Fena söyleyici!
Fena öğretici!
Fena düşünceli olma!
Çünkü bir adamı dostlukla anarsan, daima sevinç içinde olursun.
İşte o sevinç Cennetin ta kendisidir.
Eğer bir kimseyi düşmanlıkla anarsan, daima üzüntü içinde olursun.
İşte bu gam da cehennemin ta kendisidir.
Dostlarını andığın vakit içinin bahçesi, çiçeklenir, gül ve fesleğenlerle dolar.
Düşmanları andığın vakit, için, dikenler ve yılanlarla dolar, canın sıkılır, içine pejmürdelik gelir.
Bütün peygamberler ve veliler, böyle yaptılar, içlerindeki karakteri dışarı vurdular.
Halk onların bu güzel huyuna mağlup olup tutuldu, hepsi gönül hoşluğu ile onların ümmeti ve müridi oldular."

Mevlana oğluna der ki:
Bahaeddin!
Senin düşmanını sevmeni, düşmanında seni sevmesini istemen, kırk gün onun hayrını ve iyiliğini söyle, o düşman senin dostun olur; Çünkü (gönülden dile yol olduğu gibi, dilden de gönüle yol vardır.)
Allah'ın sevgisini de onun aziz isimleriyle elde etmek mümkündür. Allah buyurdu ki:
Ey kullar, kalbinizde arınma olması için beni pek çok anmaktan geri durmayın.
Kalbinizde arınma ne kadar çok olursa, Allah'ın nurunun parlaklığı da kalpte o nispette fazla olur.
Nitekim, ekmekçinin tandırı ne kadar sıcak olursa, o kadar ekmek alır, soğuk olunca ekmek almaz..
Yağmur damlası çok yükseklerden,ama nazikçe indirilir.

Öylece ‘rahmet’ olur.

Bu fakir,başkalarına söz söyleme ,

yani tebliğ etme makamında olanların

çıkaracağı önemli bir ders görünüyor burada.


Söylediklerimiz çok ali,pek yüksek hakikatler olabilir.


Ancak,bu bize muhatabımızı delik deşik edercesine;

delici, tahripkar ve sert söyleme hakkı vermiyor.


Her yağmurun hatırlattığı gibi,

sözü, yüksek de olsa,

muhatabın kalbine incitmeden ve nazikçe indirmeli;

yağmur damlasının menekşe yaprağına dokunuşu sessizliğinde

iliştirivermeli…


Siz ’Yağmurca’ bilir misiniz?…

Âşinâ-yı aşk olup bigâne oldum âleme,
Şimdi hâlüm görse yârânum bilür bilmezlenür.

Aşkla tanışıp aleme yabancı oldum,
Dostlarım şimdi benim halimi görseler, tanırlar da tanımazlıktan gelirler.

Hâlîmî..


Ben sanırdım alem içre bana hiç yâr kalmadı,
Ben beni terk eyledim,gördüm ki ağyar kalmadı..
Niyazi Mısri




AŞK
Bütün maddi ve manevi sevgi ve bağların hepsi, gerçekte Allah'ı sevmek ve bilmektir.

Gerçek aşığa aşktan başka her şey haramdır.

İnsan birine aşık olduğu zaman ne zilletlere katlanır! Sevgilisine kavuşmak için her şeyini feda eder. Aşık için de Peygamber'in ve Allah'ın aşkı bundan aşağımıdır?

Aşıkla maşuk ar...asında tam bir teklifsizlik bulunması ne güzel şeydir!

İnsan her zaman göremediği, işitemediği ve düşünemediği bir şeye aşıktır. Mecnun Leyla'nın hayaline aşıktır. Mecazi bir sevginin hayali ona böyle bir tesir yaparsa, gerçek sevgilinin aşığa kuvvet, kudret bağışlamasına hayret etmemek gerekir.

Suret aşkın fer'idir; çünkü aşk olmadan suretin değeri yoktur. Aşk, sureti meydana getirir.

Allah aşkı ve muhabbeti her şeyin içinde vardır. İnsan kendisini yaratanı nasıl sevmeyebilir? Bu sevgi onun özündedir; fakat bir takım engeller bunu duymasına mani olur. Her şeyin sonu O'na varır. Yani artık insan her şeyi Allah için sever, başkası için O'nun talebinde bulunur ve bu aşk böylece Allah'da nihayetlenirse, sonunda Allah'ın zatını da bulur.

Ahiret de, Hakk da, dostluk ve muhabbette gizlidir.

Aslolan sevmektir. İnsan kendisinde bu hissi duyunca, onu arttırmak için çalışmalıdır.

Vücutlarımız bir kovan gibidir; bu kovanın balı ve mumu da Allah aşkıdır.
'İnsanın gönlü, uyandırılacak, nurlar saçacak bir mumdur.
Dostun ayrılığından ötürü bir yırtık vardır,
bu yırtığın dikilmesi gerektir.
Ey gönül yapmaktan ve gönül yakmaktan,
gülmekten ve ağlamaktan haberi olmayan gafil!
Aşk, bir geliştir,
aşk bir haldir,
bellenip öğrenilecek bir şey değildir'...
Mevlânâ





Başkalarıyla

arandaki mesafeyi boşver de

bak bakalım;


kendinle arandaki mesafe nicedir?

Dücane Cündioğlu



Ey talib,
asıl marifet kalbin secdesidir;
âzaların secdesinden maksat da kalbi secdeye davettir.
Bak bakalım, kalbin hiç secde ediyor mu?

"Secde de nedir ?" diye soruyorsun.

Bir kere daha söyleyeyim:


Secde hiç olmaktır,

hiçleşmektir
 Dücane Cündioğlu




Dert konuklar, derman konuklar, hayal konuklar, melal konuklar; mümkün konuklar, muhal konuklar. Hele hasret, hiç çıkmaz ordan, çıkmaz ordan.

Handır bu gönlüm, yıkık, dökük...

Fakir konuklar, zengin konuklar, alim konuklar, cahil konuklar; gelen konuklar, geçen konuklar. Hele bir hancı vardır, hiç çıkmaz ordan, çıkmaz ordan.

Ey yalnızlığımın kapısını çalan! Acımın içinden sesin geliyor. Biraz memnun, biraz mahzun, sıcak, mahrem sesin geliyor.

Ey yüreğimin eşiğini atlayan! Derdimin içinden devan geliyor. Biraz acı, biraz tatlı, hem şifalı, hem sefalı, kâh sitemkâr, kâhi şâdân, sesin geliyor, sesin geliyor.

Affet beni, ey uğrunda ölümlere kanamadığım, affet! Seni artık bir divane, bir çılgın gibi çağırmayacağım. Gelmediğin zamanları hesap edip, adetlerin korkunç boğultusuna gömülmeyeceğim. İster gel, ister gelme. Gelsen de, gelmesen de olan olmuş bana.

Kıyabilsem, billah seni suçlardım. Ne diye şu garip dünyaya gelip sükûnumu bozdun? İnkar edemem. Aldınsa da verdin. Keyfimi rahatımı altüst ettinse de, bir sihirli taht düzüp, bu senindir, diyerek kolumdan çekip üstüne oturttun. Ne ki ızdırabı da taç yapıp, gene kendi elinle başıma koyan sen oldun. Saltanatım, hükümranlığım eşsiz de olsa, bilmez misin ki, buyruğu da, devleti de koyup bu cihanın dışına yol bulmak tek kârımdır benim.

Samiha Ayverdi

Alem-i Ervahta
“Belâ” demiştik “Elesti-kü bi Rabbiküm” sualine
Yaratıcı, rızk verici ve yegane kanun koyucu olarak Allah’tan başka ilah, önder olarakta onun Resulünden başkasını tanımayacaktık.

Hani söz vermiştik...
Hani söz vermiştik... Erkamın evinde
Hangi şart ve ortamda olursa olsun “ilai kelimetullah” misyonunu yürütecek
Musibetlerden yılmayacak, hiçbir tehditten korkmayacak
Gerekirse ölümlerin en güzeline talip olacaktık

Hani söz vermiştik... Akabe tepesinde
Kendimizi ve Ailemizi koruduğumuz gibi kanımızla, malımızla ve canımızla koruyacaktık Resulüllah’ı
Hani söz vermiştik... Akabe tepesinde
Doğru olan her şeyde Resule itaât edecektik
Rabbani davayı elden ele, gönülden gönüle, balçıkla sıvanmayan hakikat güneşini, cihadsız ve şahadetsiz bırakarak lekelemeyecektik.

Hani söz vermiştik... Medine’de
Hani söz vermiştik... dünya kardeşliğinin en güzel teşekkül etmeye başladığı Medine’de
Kıyamete kadar tüm müslümanlar kardeş olacaktı, ve bizler muhakkak ki “mü’minler kardeştir” ferman-ı ilahisine gönülden bağlanacak,
Vücudumuzun azaları gibi birbirimizin derdi ile dertlenip sevinçlerimize ortak olacak,
“Komşusu açken, tok yatan bizden değildir.” düsturuna Komşuluk bildirisine, kardeşliğin en ateşi olarak bakacaktık.

Hani söz vermiştik... Rıdvan’da
Başımızı kurutamayan ellerimizi kökünden kurutacaktık,
Nemlenmemiş bir gözü, yaralanmamış, çile çekmemiş bir bedeni Mevla’ya sunmayacaktık
Mücadelesiz ve vuslata özlemsiz geçen bir günü yaşanmamış kabul edip, doğarken nişanlandığımız ölümü, cihad masasında şehadet gömleğini giyerek nikahlanacağımız günün hasretiyle yanıp tutuşacaktık.

Hani söz vermiştik...
Ayaklarımızı vura vura Mekke’ye girerken, dinime namusuma göz diken zalimler tekrar iş başına gelirse, mukaddes beldelere Ebreheler tekrar saldırırsa, bizde kanatlanıp uçacak, mevlamızın ebabil kuşları olmaya talip olacaktık.

Hani söz vermiştik... Veda Hacc’ında Resulüllaha
Cahiliye adetlerini bir daha diriltmemek üzere kökünden kurutacaktık.
Miras bırakılan emanetlere sımsıkı sarılacak. Ahkam-ı Kuran-iyeyi tüm dünyaya hakim kılacaktık
Ahde vefa gösteremedik Allah’ım
Zihinlerdeki hatırasını çoktan silmiştik
Şehadet mi? Çok uzaktı bizden, tanımıyorduk onu
Sözcüklerimizden bile çıkarmıştık
Çile çekmeye yanaşmadık. Öyle eğildik, öyle eğildik ki doğrulacak ne bir belimiz, kaldıracak ne bir başımız kaldı
Utanıyoruz Allah’ım
Nemlenmemiş bir gözle, yara almamış bir bedenle huzuruna çıkmaya utanıyoruz
Ahde vefa gösteremedik Allah’ım
Bunu biliyoruz
Ama şunu da biliyoruz ki rahmet deryanda ufacık bir damlayız
Yüzümüz yerde ama Affet Allah’ım Affet










Bir gece bir genç kör kütük sarhoş olur.
Yola koyulur.
Hz. Mevlana'nın hayır duasını almak için.

Geceymiş geç saatmiş dinlemez.
......Evin kapısına gelir ve kapıyı çalar.
Hz. Mevlana'nın talebeleri kapıyı açarlar.
Gence ne istediğini sorarlar.

Genç:
"Mevlana'nın hayır duasını almak için geldim" der.

Talebeleri:
"Şuanda hocamız istirahat halinde ve saat çok geç.
Daha sonra gel"derler.

Genç ısrar eder ve illa onun hayır duasını şimdi alıcam gitmem der.
İnat eder ve gitmez.
Hz. Mevlana gürültüleri duyar ve uyanır.

Gelir kapıya ve "Ne oluyor, nedir bu gürültü" der.

Talebeleri cevap verir:
"Efendim sizin hayır duanızı almak için gelmiş bu sarhoş bizde istirahatte olduğunuzu ve daha sonra gelmesini söyledik" derler.

Mevlana şu cevabı verir talebelerine:
O gecenin bu vaktinde bizim yolumuzu bulmuş gelmişken, hem de kör kütük sarhoşken, siz hangi ayık kafayla onu geri göndermek istersiniz!....
__________________
Huzur aramakla geçti günlerim

Maziye karışıp gitti dünlerim..

Açmadan sararıp soldu güllerim

Ne gidecek yolum ne yoldaşım var...
..Her yalnız kalışımda, gece bana, ben geceye yoldaşlık eder; gece kelimelerimi hırpalar, kelime kelime kelimesizliğe düşürür beni. Aklıma gözlerin düşer, susarak çağırırım seni ben. Hasretle, aşkla ben iyi olurum. Sen kendine iyi bak..
__________________


Günaydınım.. Günümü aydın edenim..
Gözlerimi açınca Sen varsın yanı başımda
Seninle uyanmak ne güzel.. karanlıklardan..
Yüzümde şükre vesile bir tebessüm olur,
Seninle başlayan her günün sabahında
Yüreğimi teslim ettiğim.. yüreğimin sahibi..
Kalbimi Senden başkasına bırakmadın bu sabah ta..
Kalbim Seninle dolu yine
Adın yüreğimde uyanmak ve adın ile inşirah bulmak
Beni hayata bağlayan Senin Sevdan..
Bana hayatı veren Sensin..
Hayatım Senin..
Her zerre gibi bende Seninim..
Kalbim Seni anar.. andıkça Sevdan ile yanar..
Sen ol demeseydin olmazdım
Varettin varlığına aşikar eyledin
Sebeb-i varlığımı emir buyurduğun nimetlerle güzelleştirdin
Sen ki kulluğa layık gördün beni, emrin başım üstüne..!
Sen ki gel dedin bana.. gelmem mi..
Sen ki lutfeyledin.. bilmem mi..
Ben ki misafirinim bu dünya da, sahiplenmekten çekinmem mi..
Sen ki beni önemseyen, kendine kul eyleyen,
Sen ki yalvarışımı yakarışımı duymak isteyen Rabbul Alemin..
Ben ki lutfunla can bulan bir nefes,
Ben ki aczim ile şükrümle el açan kulunum!
Ellerim hep açık istemekte,
Varlığımı rızanın yollarına kurban eyle..!
Kalbim Seni anar..
Varedişinle var olan bedenimi tarifsiz bir huzur kaplar..
"Rüzgar esmeyince dal sallanmaz, Allah demeyince kalp uyanmazmış"
Kalbim uyanır adını andıkça
Anmayan kalbin hali ne olur zifiri karanlıklarda
Seninle uyanır kalbler, seninle diri kalır bu bedenler..
Seninle kurtulur karanlıkların kuytusundan..
Anmazsam karanlık... Anmazsam Senden uzakta zülumdur dünya bana..
Karanlıkların kuytusunda bırakma Ya Rabbim..
Sensizlik zindanında mahkum etme bizleri..
Adını anmayan kalbi neyleyim..
Bu yürek emanet bu bedene, Senden gayrısını doldurursa içine, emaneti nasıl teslim edeyim..
Kalbimi Senin ile atmaya.. Seninle can bulup, Sana koşmaya aşikar eyle bedenimi..
Varlığımı rızanın yollarına kurban eyle..
Kalbime her daim adını andır.. her daim aşkın ile yandır Ya Rabbim..


Amînnn...
alıntı






Gökten boşalırcasına hüzün yağıyor sokaklara.
Kanlarını bulaştırıyor zalim ;yüreği aklara!.
Heybem ALLAHuEkberr nidalarıyla dolu!.
Taze nefes alan yavrunun nerde diğer kolu?.

Bileklerimi sıkarcasına elimde tuttuğum taş!.
Kan ağlıyor Müslüman coğrafyası gözleri taşıyor yaş!.
Lavlar patlasın içimde;elem duysun yeryüzü!.
Zehirli okları YÜREKLERE hedef;kafirin yüzsüzdür yüzü!.

Ağıtlar kopsun yüreğimde,dilime ateş değmiş,
Müslüman imtihanına ALLAH ALLAH diye baş eğmiş.
Acıdan bir şerha kopar ver bana çocuk!.
Yüreğim acıdan ;kan ağlar oluk oluk!.


Dua dua semadan nur damlar üstünüze,
Herkes sanar o aciz,KAHPEEEE bir füze!.
Ana şefkatinin muhattabı dualardasınız.
Secdeye kapananların yalvaran avuçlarındasınız.

Mesafelere uzak kalmış yürekler,Bir NÂRÂ Gelememek!.
Münafığın ocağına ATEŞ düşecek;Mazluma elbet bayram gelecek!.
Avuçlarına kan bulaşmış çocuk;kor koydun kalplere.
Okşayacak anne kalmamış başı;zehir zehir içirsinler zehir kafirlere!

ALINTI
Zünnun Mısri
—Kiminle dostluk kurayım? Diyen Yusuf bin Hüseyn’e,
—Kalbinde dünyaya ait bir şeye malik olmayan, senin hiçbir halini ayıplamayan, kendilerine karşı ne kadar çok değişirsen değiş, sana karşı takındıkları tavrı değişmeyenlerle dost ol!
Çünkü dostlara en fazla muhtaç olduğun zaman
en çok değiştiğin zamandır! Buyurur.’’



*"Ey karanlık geceyi uykuda geçiren mü'min, dua etmek zamanı geldi. *
Haydi kalk.
Ey kötülük etmeyi adet edinmiş Nefs, ibadet etme, iyilik etme zamanı geldi.
Pencereden bak, tevbe kapısını aç, evi tertibe koy, düzelt.
Haydi durma Bizim nöbetimiz geldi.

Suçtan, kötülüklerden neden temizlenemiyorsun?
Günahlardan ellerini yıka, yüzüne su vur, Abdest al, namaza durma zamanı geldi.
Seni mezara koydukları, lahitte yüzünü Kıble'ye döndürdükleri zaman, Hayatta şu karşında duran Kıble'yi hatırlarsın, amma, namazını kılamadığın, kazaya bıraktığın için içinin Yanmasından eline ne geçer?


Sen şimdi hayatta iken, bu Kıble'den bir nur, bir ışık ara.

Bir ışık elde et de, o nur, o Işık, senin kabrini ışıtsın.

'ın nuru gelince, kabir bir gül bahçesi olur".

Mevlana


ey insan
ey yüz akı gönül aydınlığı
kabul olmuş sadaka kadar güzel
bir duygu sarıyor seni anan yüreğimi
bastığın toprakla yıkadığın gözüme
şimdi güneş bile siyah görünüyor
ey yüz akı gönül aydınlığı
 
ben kendime ağlarken Uhud'da ağlar mıymış
Hira'yı mahzun gördüm soramadım sevgili
hasretinin dışında başka derdi var mıymış?
 
ey insan
içimde büyüttüğüm tüm çiçekleri
sana adıyorum
ıtırları, yaseminleri, menekşeleri
lâle bana kalsın
kapına çiçeklerin karalısını sunmaktan
utanıyorum
 
dua çıkmayan göğe sevdalar çıkar mıymış?
bülbülünü kaybetmiş bu evrensel bahçede
dikenler bile bir hoş, gayri gül kokar mıymış?
 
ey insan
göklerin öğrencisi, yerlerin öğretmeni ey
sen öğrettin taşa konuşmayı
ağaca selam vermeyi
aya yarılmayı, toprağa dürülmeyi
göklere kurulmayı, durmayı zamanı
yılana ve deveye sevmeyi
ölmeyi, öldürmeyi
yaşamayı sen öğrettin insana
 
o bengisu gözünden fışkıran pınar mıymış?
baharların kaynağı ve yolunu gözleyen
bir ben sevda şehidi, bir de şu çınar mıymış?
 
ey insan
ey tebessümünden cennetler yaratılan
gül bahar geliyor, ağla gök seviniyor
gözyaşını karanfil diye göğüslerine takan melekler
kapında divan durup ağlamanı bekliyor
hüzün kuruluyor ekmekten önce sofrana
bunun için bir bir uçuyor sevdiklerin
bu yüzden öksüz, bu yüzden yetim kalıyor
efendisi yetimlerin.
 
niçin döndü bu rüzgar yol vermez dağlar mıymış?
yine Ferhat kesildin bu ne canhıraş gönlüm
bağrını deldin diye dağlar da ağlar mıymış?
 
ey insan
sen olmasaydın
insanlar ölmeyi öğrenmeden öleceklerdi
yaşamanın özgül ağırlığını
keşfetmeden yaşayacaklardı
hayat fahişe erkeklerin elinde
bir yosma gibi hırpalanacak
hangi mevsime el atsak
elimizde yapış yapış bir şeyler kalacaktı
 
acımı tartamayan aşkımı tartar mıymış?
gönlüme yol vermeyen şu zifiri perdeyi
o cennet elleriyle lûtfedip yırtar mıymış?
 
ey insan
sen olmasaydın
Yusufçuk kuşunun ne dediğini
yılanların niçin toprak yediğini bilmeyecektim
herşey çift yaratılırken niçin birşey tek?
bilmeyecektim bir gövdede mücevhere dönüşen taşı
hem yol, hem yolcu, hem hedef olanın
içinde kopan amansız savaşı
olmasaydın sen
 
çekilen dizde derman gözümdeki fer miymiş?
kendimi bir kum diye atıversem çölüne
ona vurgun bulutlar üstümde gezer miymiş?
 
ey insan
senin sırrın
gözyaşının terkibinde saklıymış
bu gerçeği bir denizin dudağından öğrendim
gecenin bir vaktinde bir sevgili ağlarken
bir dişi varlığını varlığına adarken
bir erkeğin ellerinde
ölüm havlu atarken
haklıymış
 
söyle gönlüm bu sevda mahşere kalır mıymış?
alışılmış sözcükler yükleyip kanadına
ona doğru uçursam katına alır mıymış?
 
ey insan
ey güneş hamilesi
bir kere doğarmışsın
bin kez doğururmuşsun
parmakların sevdanın kesilmeyen çeşmesi
onun için ağlıyor yeni doğan bebekler
doğur, doğur ki dünya kaybetti gözlerini
doğur ey İsrafil'in nefesi
ey güneş hamilesi
 
sen olmazsan gemide bu tufan diner miymiş?
gemilerin de yandı sil aklından dönüşü
vakt indi yüreğim gidenler döner miymiş?
 
ey
ey ins
ey insan
hıncını hıncıma kat
sancını sancıma kat
pamuktan ellerini geçir yürek halkama
ister ayağın katına çek
istersen yerlere at.

Lale bana kalsın

Kapına çiçeklerin karalısını sunmaktan

Utanıyorum

Dua çıkmayan göge sevdalar çıkar mıymış


Bülbülünü kaybetmiş bu evrensel bahçede


Dikenler bile bir hoş gayrı gül kokar mıymış?
 Mustafa İslamoğlu






Gerçeği bilerek ölen âşıklar, sevgilinin huzurunda şeker gibi erirler…
tatlı tatlı ölürler;
bir başka şîve ile ölürler hâsılı;
elest hitâbından sonsuzluk şarabı içenler…

Melekler kıskanırken güzelliklerini,
Ademoğulları gibi ölmezler onlar.
Sen arslanlar da köpekler gibi kapının dışında mı ölürler sanırsın?
Yolculukta ölen âşıkları karşılamaya pâdişah çıkar.
Onlar ölmezler, gayb gözlerini açarlar.
Âşık olmayanlarsa, kör ve sağır can verir gider!
O ay yüzlünün ayak ucunda solar âşıklar, güneş gibi apaydın olurlar, birbirlerinin canına cân kesilenler, birbirlerinin aşkı ile ölürler.
Gönüllerinde aşk suyu;
su gibi ölürler.

Âşıklar gökyüzüne kanat açarlar, münkirlerse cehennemin dibinde geberip giderler.


Geceleri sevgilinin derdiyle, korkusuyla, uyuyamayanlar korkusuzca huzur içinde ölürler…
Burada ota tapan öküzlerse eşek gibi çürür giderler.
Sevgilinin bakışına kapılanlar, güle oynaya feda ederler kendilerini o bakışa.
Pâdişah onları kucağına alır, bağrına basar.
O bakışa kul köle olan, hor hakîr bir halde ölmez.

Mustafa’yı arayanlar Ebu Bekir gibi Ömer gibi ölürler…




Ey Hak âşığı!

Sen güzellik Yûsufusun.

Bu dünya da bir kuyu gibidir.

Allâh’ın takdirine şikâyet etmeden boyun eğmek, sabretmek ise seni kuyudan çıkaracak, kurtaracak iptir.

Ey dünya kuyusuna düşmüş olan Yûsuf!

İp uzandı, onu iki elinle sıkıca tut.

İpten gafil olma ve yakalamışken bırakma;

çünkü ömür tükendi,

akşam oldu.

[Hz. Mevlana k.s.




Kim ki câna kavuşmak istedi medeti ALLAH idi

Kim ki dost istedi omzu Mustafa Muhammed idi

Kim ki gel nolur gel artık diye feryat etti nefesi Cennet idi

Kim ki gözün yaşı alev idi ruhu evliya idi

Kim ki sustu ama hep susamış idi işte o cân idi
alıntı
umutrehberi
Gelsen lili, söyleşsek seninle üç elif miktarı, yaşamak denen, gözümde büyüyen yolumu kesen o büyük ırmak kıyısında ve tutsan bir vakit, düşmeden yollara ben?!
ALINTI..



Şem’-i ruhuna cismimi pervâne düşürdüm
Evrâk-ı dili âteş-i sûzâne düşürdüm
Bir katre iken kendimi ummâne düşürdüm
Hayfâ yolumu vâdi-i hicrâne düşürdüm
Takrîr edemem derd-i derûnum elemim var
Mevlâ’yı seversen beni söyletme gamım var

Mevlana




Eşin var, âşiyânın var, baharın var, ki beklerdin;
Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin?
O zümrüd tahta kondun, bir semâvi saltanat kurdun;
Cihânın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun.
Bugün bir yemyeşil vâdi, yarın bir kıpkızıl gülşen,
Gezersin, hânumânın şen, için şen, kâinâtın şen.

M.A.E



İkinin ikincisi olarak,o vakit ki,ikisi de mağarada idiler.

O vakit ki,arkadaşına şöyle diyordu:

"Sakın üzülme! Şüphesiz ki bizimle beraberdir."

(Tevbe Suresi,40)



Ey akıl var git.
Burada hep aşıklar var.
Tek bir akılı bile yok.
Sen kıl kesilsen,
Yine burada sığacak yer bulamazsın...

....

Bu canlara can olan o candanım.
Ben sonsuz olan o şehirdenim.
O şehrin yolu sonsuz bir yoldur,
Oraya varmak için ne başa,
Ne ayağa ihtiyaç vardır.
Bu sebeple o şehre başsız ayaksız git,
Çünkü baş ve ayak hep O'dur.

....

Ve bilki ayrılık aşıkların yoludur.

MEVLANA C. RUMİ







Ey dide nedir uyku gel uyan gecelerde
Kevkeplerin et seyrini seyran gecelerde

Bak heyet-i alemde bu hikmetleri seyret
Bul saniini ol ana hayran gecelerde

Çün gündüz olursun nice ağyar ile gafil
Koy gafleti dildardan utan gecelerde

Gafletle uyumak ne reva abd-ı hakıra
Şefkatle nida eyliye Rahman gecelerde


Cümle geceyi uyuma Kayyumu seversen
Ta Hay olasın hay ile ey can gecelerde

Aşıklar uyumaz gece hem sen uyuma kim
Gönlün gözüne görüne ey can gecelerde

Dil beyt-i Hüdadır anı pak eyle sivadan
Kasrına nüzül eyler o sultan gecelerde

Az ye az uyu hayrete var fani ol andan
Bul canı beka ol ana mihman gecelerde

için ol halka mukarın gece gündüz
Ey Hakkı nihan-ı aşk ödine yan gecelerde


Erzurumlu İbrahim Hakkı



Can’a elif düşende canan olur bilmeden,
Beden nar bulur kül olur bilmeden,
Kül’e ma düşer ya kemal olur ya da çiğ bilmeden,
Zümrüd-ü Anka doğar ya külden ya kemalden bilmeden,
Gün gelir Anka’ya bedenim dar gelir..
Bir seher de “azad et beni” der bilmeden.
A benim öpmeye kıyamadığım bilmez misin?
Bendeler azad edilir..
Azadlık ne gezer efendi kim, bende kim bilmeden..
Gidene yol düşer, kalanın hali sormadan
Giden götürür hürriyet içre esaretini bilmeden..
Canan derdine düşende kim sır kim sırça bilmeden..
Bilmez misin her gidişinde bir yanımız sevinir, üzülür öbür yanım

Bir yanım yanar, üşür öbür yarımız
Öbür yanımız güler, ağlar bir yanım!
Ankam! efendi de sensin, bende de…
İster azad et, ister esir ol..
Her ikisi bizim demimiz..
Eğer gidersen, sessizce git bana bildirmeden..
Sonbaharda giden leylekler gibi,
Seherde balıkçı tekneleri gibi,
Bahar dalının çiçekleri gibi
Kıyıdan çekilen dalgalar gibi,
Öyle git ki.. ne yokluğunu ne de varlığını bilsin canım!
Var bilsin bir yanım ama yokluğun bilmesin öbür yanım,
Yok diye bileyim seni ama sen varlığınla sar beni..
Ruhumu ruhunda erit..
Bedenimi sözlerinde..
Düşlerimi gözlerinde erit…

Canan’dan elif düştü,
Canan can oldu bilmeden…


Sevgili!
Sen gitmiştin...
Koyup bir başımıza, bırakıp pak ellerimizi, gurbetlerine salmıştın bizi.
Yetim kaldık, öksüz kaldık ve ellerimiz kirlendi yokluğunda...
Sen gitmiştin...
Ayrılıkların dilini hece hece ağlıyoruz şimdi.
Akşamlar iniyor dağlara ve hasretimiz yankılanıyor yamaçlarda.

Sevgili!
Nasıl iltica edelim sana ;
huzuruna nasıl varalım, yalvaralım?!.
Ve duyurabilsin mi sesini!?.
Efendim, duyar misin sesimizi?..

Sevgili!
Sen aşk ikliminde sultan, sen güzellik şahikasında dolunay, sen vefa göğünde
hilal.
Biz bir bakışının dilencisi,
biz dolunay tutkunları,
biz bayramı gözleyen oruçlar.
Güzellik ordusunun hakanı sen, gam ruzigârinda gedalar biz.
Sen imrenme, biz ayıplanma.
Sen özüsün varlığın ve biz varlık iddiasında küstah yoksullar.
Sen sabah yıldızlarının ışığı, biz gaflet uykusunda kervancı.
Dert ve keder denizinde çığlık çığlığayız biz,

kumrular ve bülbüller seni bestelemekte oysa.
Çığlıklarımızı bestelere karıştırıver efendim,
düşkünlerine, savrulmuşlarına kulak ver.
İtivermezsin elinin tersiyle bizi, değil mi efendim?..
İskender Pala




Oysa sevmek en fazla,
neyi sevdiğini fark etmek demektir
ve
seven biraz da neyi sevdiğini bilendir.

Çünkü ışığın kaynağı TEKtir .
Ve kim
aydınlığın kendinden menkul olduğunu iddia edebilir?

Her aşk, O’na çıkar sonunda.
O’ndan başkasını sevmek imkansız gibidir.
Seven neyi sevdiğini bilse de bu böyledir,
bilmese de.
Bu yüzden değil mi ki
kendini kaybetmek gibi görünen aşk, aslında kendini bilmek.

İstese de insan O’ndan özgeyi sevme şansı yok.

Mülk gibi aşk da O'ndan.
Ruhunda O, kalbinde O, canında O, cisminde O, aklında O..
Sevginin yanılgısı yok.
Yanlış olan neyi sevdiğini bilmemek ve yanlış yol çizmek..

Nazan Bekiroğlu

Gamınla gözüm gitti,
devan faydasız
Harab olduysa gönül,
vefan faydasız



Canınla canım gitti,
bu ten faydasız
Bu can canana gitti,
dönüş faydasız



Vallahi bu aşkta biz,
Aşkla yetinmez olduk
Geçsin artık şu hazan,
Gelen bahar başkadır



Aklımda olan başka,
karar başkadır
Hiç birşeye benzemez,
"O" yar başkadır

Mevlana Celaleddin Rumi











Her vakit okşanma bekliyorsun;
ama sendeki bazı hastalıkların ilacı,
canının yanmasıdır.


Şöyle bir bak;
ne ki şifâdır,
az ya da çok yakıcıdır.
Bir bal vardır;
hem tatlı, hem şifâlı olan.
Onu da biraz fazla yesen,
için yanar 'Su!' diye!


Etme!
Merhameti sadece tebessümden ibaret zannetme.
Kaşlarımı çatışımdaki tebessümü göremezsen,
başkalarından ne farkın kalır?
Yağmuru seviyorsan bulutları da sevmeli,
Ona kavuşmak içinse, ıslanmaktan ürkmemelisin
Uçabilmek için yerden kopabilmeli,
Göğe varmak için, önce yeri avucunun içi gibi bilmelisin

Huzurun değerine varmak için karmaşayı yaşamalı,
Dinginlik denizlere varabilmek için dalgaları aşacak sabır ve azimde olmalsın
Isınmanın tadına varbilmek için önce üşümeli,
Üşümek için çıplak kalmayı göze alabilmelisin

Susamak için önce ondan mahrum kalmalı,
Ona kavuşmak için uğraş vermelisin
Özlemi tadabilmek için sevgi nedir bilmeli,
Kavuşmanın tadına varabilmek hasret kalmalısın

Zirveyi tanımak için dip nedir bilmeli,

Dipten çıkabilmek için kendine inanmalısın
Savaştan kaçınmalı,

Barışı sağlamak içinse savaşabilmelisin
Birini sevebilmek için kendini çok sevmeli
Sevilmek içinise hislerini paylaşmayı öğreniş olmalısın
Yanmak için önce pişmeli,
Sönmek için kor halinden geçmelisin
Gülü gerçekten sevdim diyebilmek için dikenlerini de sevmeli,
Dikenleri sevebilmek için bütün nedir farkına varmış olmalısın

Aç kalmamak için emek vermeli,
"Doydum" demek için açlık nedir yaşamış olmalısın
Günün değerini bilmek için geceyi yaşamalı,
Yaza varmak için önce kışı atlatabilmelisin

Yürüyebilmek için önce sürünmeli, emeklemeli,
Koşmak içinse, yürümeyi sindirmiş olmalısın
Aramak için arayışında olduğunun ihtiyacını tanımlamalı,

"Buldum" demek içinse; ne aradığından gerçekten emin olmalısın...
__________________


Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım,
başım göğe ererdi.
İmam-ı Azam
Uzun mesafelere ulaşmak,
yakın mesafeleri aşmakla mümkündür.
İmam Gazali
Çoğu insanın üç kişiliği vardır;
Ortaya çıkardığı, sahip olduğu, sahip olduğunu sandığı.
Alphonse Karr
İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur.
Mevlana

Kibir, bele bağlanmış taş gibidir.
Onunla ne yüzülür ne de uçulur.
Hacı Bayram-ı Veli         
kelebek gifleri


Namaz, İslâm’ın, Allah’ın emridir. Namazda huzur bulmak ise temennidir, hedeftir. “Huzur bulamıyorum, öyleyse kılmayayım” gibi bahaneler biraz basit kaçmıyor mu? Nefsini ve dünyayı seccadenin bir adım yanına park edip namaz bittikten hemen sonra onları terlik gibi ayağına takacak ya da baş tacı edeceksen namazında huzur bekleme! 
Hepimiz, huzura çıkmış huzursuz Müslümanlarız.


Öğle Namazına Nasıl Kalkılır?/ Bülent Akyürek




[IMG]
.

Hiçbir bâtıl din,
her gün ama her gün,
ortalık ışımaya başlarken, kurt kuş uykuda iken,
insanı ayağa kaldırmaya cesaret edemez..

.

Sezai Karakoç
*******

Followers

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

************
blogger counter

View My Stats *************************************

widget
**************

****************************free counters