---}--}@ Arşivime Hoş Geldiniz,Benim Beğendiklerimi Umarım Siz de Beğenirsiniz... Resimler ve Yazılar Forumlardan Alıntıdır..


Okumaya nasıl başlayacağını Kitap'tan öğrenebilirsin ancak:
Yaradan Rabbinin adıyla oku!
Böyle okursan varlığının anlamı kalın harflerle yazılır yeryüzüne.
Böyle okursan insan olmanın ne demek olduğunu bilirsin.
Böyle okursan anlarsın;
Hasan ve Hüseyin'in dedesi neden omuzlamış ağır bir yükü!

Tarık Tufan






Dost yüreğini ısıtandır, gerek sözleri gerekse nazarıyla. Bir bakışı yeter hediye olarak sana. Başka hediyeler ne gerek sana!

Acılar dostun elinde tatlılaşır. 'Senin için çiğ tavuğu bile yerim' deyip de sözünden dönmeyendir dost. İkram ettiğin acı biberi tatlı niyetine yer de sesi çıkmaz.

Kendisiyle konuşmak için mevzu aramazsınız. Onunla her şey konuşulur: Sabah olunca sabahı, akşam olunca akşamı, parıldayan ay'ı, yıldızları, mis kokan çiçeği konuşursun.

'Dost başa düşman ayağa bakar?'derler ya dost 'göz'e bakar. Gözünden yüreğini okur. İçinde çalkalanan dalgalara vakıftır. Üzüntünü de sevincini de, ta yürekten hisseder. Gözyaşları gönlünün habercisidir. Kimi zaman sakladığı gözyaşlarını bırakıverir. Neden ağlıyorsun? Dersin.' Hiiç, bir şey kaçtı' der. Aslında kaçan bir şey vardır: Senin hissettiklerin onun gönlüne kaçmıştır. Seven insan sevdiğinden habersiz olur mu hiç! Sever de, gönülden gönüle yol olmaz mı hiç!

Acılarına kül serpendir dost. Havadan sudan bahseder, ne sütün süt, ne balın bal olduğundan, paranın ne kadar kıymetsiz olduğundan bahseder. Amacı seni rahatlatmak, mahzun gönlüne merhem olmaktır. Onunla muhabbet ilaç gibidir, hem de acısız bir ilaç.

Sana destek olandır. Dayandığın koltuk değneğini, savurup bir kenara, koluna girendir. Seni alay mevzu olmaktan kurtarıp, sana kucak açandır.

Elinde simitlerle kapına gelendir. 'Nerden çıktın?' dersiniz. ''Simiti seversin bilirim'' der. 'Nerden bildin?'dersin.'' Hani geçenlerde canın istemişti ya'' der. Bir de talimat verir:''Ne duruyorsun! Çayı demlesene!''

Bazen kıskançlık damarı tutar. Durduk yerde sana etmediğini bırakmaz. Neden sonra içi acır, 'ne ettim ben!'der 'ben ettim sen etme 'der..Şaklabanlığın her çeşidini ustaca sunar. Seni güldürene kadar bırakmaz.

Kimi zaman birdenbire üzerinize bir dirilik gelir. Nedenini bilmeden Tarifi imkansız bir ruh hali sarar sizi. Birden önünüze dostunuzun siması geliverir, anlarsınız ki dostunuz sizi duasına katmıştır. Yakarmıştır Rabbine gözyaşlarıyla:

'Rabbim ona iyilik ver! Rabbim ona sağlık, sıhhat ver! Rabbim onun bütün sıkıntılarını gider! Rabbim onu her türlü kaza ve belalardan koru! Rabbim onu affet! Rabbim onu kendine yaklaştır! Rabbim onu seccadene davet et! Rabbim onu çok sev!' diye?

Dostun dosta ettiği dua kabul olmaz mı? Zira günahsız ağızla edilen dua hükmündedir. Dost seni senden önce düşünen, sana sen istemeden dua edendir. Dost duada unutulmayandır.

Dost acı söyler. Hem de ne acı! Çünkü senin iyiliğini ister, senin düşmeni istemez, senin kıymetine gölge düşürmek istemez, senin ateşe gitmeni istemez,Bir anne pencere kenarındaki yavrusunu ha düştü ha düşecek halde görse ne yapar? Bütün gücüyle bağırıp 'çekil ordan?'diye koşmaz mı! Yanına vardığında da kolundan tutup bir güzel azarlamaz mı? Dostun dostu ikazı onu çok sevdiğindendir. Dostluğunun sadece dünya için değil ahirete uzanmasındandır.

Dostlukta uzaklık yakınlık sözkonusu değildir. Çünkü seven her an sevdiğinin yanındadır. Uzaklık dostluğun kıymetini daha bir belli eder. İçinizde onun hasreti tüllenir. Her seher pencereleri açar kendinizi rüzgâra verirsiniz. Belki o rüzgâr dostun kokusunu getirir diye?Uykularınız kaçar, saatlerce dostun simasını görürsünüz karşınızda. Hayalle gerçek birbirine karışır. Bazen o hayaldir bazen siz! Bazen de her şey hayal'

Ey dost! Bir gün geleceğim kapına, elimde bir demet gül, iki simit ve bitter çikolatayla. O zaman affeder misin bu vefasız dostunu! Yine kara gözlerinle tebessüm eder misin bana! Yine söyler misin o es
ki şarkıları! Çayı sevdiğimi hatırlayıp çay demler misin! Sonra da sarılıp 'dostum!' der misin?
alıntı

Ey Adem'in Tevbesinin Sirri
Ibrahim'in Duasi
Ismail'in Teslimiyeti
Isa'nin Dünyaya Teşrif Buyurduğu
Kainatin Bugün Yaradilişi
Amellerin Allah'a Sunulduğu
Defterlerin Kapatildiği
Yeni Günahsiz Sayfalarin Açildiği
Hicri Yilbaşiniz Mübarek Olsun
Tüm Islam Alemine hayır ve feyiz getirsin inşaALLAH......


Rabbim Bu Senede Kapanan Ve Yeni Açilacak Olan Amel Defterimizde Günahsiz Tertemiz Bir Sene Sürmemizi Nasib Etsin.....







Neyleyeyim, hayat başlı başına, saniyesinden senesine bir imtihan.
Var oluşumuz bir imtihan.
Varlığımız imtihan, yokluğumuz, yoksunluğumuz imtihan.
Açlık imtihan, zenginlik imtihan.
Ve ömür... bütün bir ömür imtihan...
Bir tek nefesle bitivermiyor ömür.
Her nefeste uçurumlardan yuvarlanıyor
ya da uçurumların kıyısından son anda dönüveriyoruz.
Günahlarımız imtihan, sevabımız imtihan.
Son nefese kadar ne kazandığımız, ne kaybettiğimiz bir şey var.
Neyleyeyim, imtihan dünyası...
Can tatlı, kulluk daha tatlı...
Bir metrelik çadırda yasayanın da, konaklarda saltanat sürenin de topu topu bir nefeslik cani var. Bütün yapılanlar, yaptıklarımız o bir nefeslik can için. Can kıymetli. Fakat canin asıl sahibini, cananı bilen için can, canana sunulabilecek en güzel hediye. Canla imtihan...
Uçurumların kıyısındayız.
Düşmekle kalkmak arasındayız.
İmtihan içinde nice imtihanlar veriyoruz.
Açlıkla-toklukla, varlıkla-yoklukla, günahla-sevapla, ölümle-yasamla imtihan oluyoruz.

Kazananlardan olmak ümidiyle...

ALINTI...




Ne dünde gizlidir ne de yarında,
YÂR GÖNÜL-lerin en bahti-YÂR-ında,
YETİM YÜREĞİ’nde, ÖKSÜZ BAĞRI’ında,
CAN’da CENNET mi VAR, AŞK’tan ziyade ....




Konuşmak bir mâna ise susmak binbir mâna..
Herkes konuşmasına konuşur lâkin sükût yürekli olana......







Kader beyaz kağıda sütle yazılmış yazı;
Elindeyse beyazdan gel de sıyır beyazı!

Necip F.Kısakürek





Cenab-ı Hak Hz.Yakub'a sual eyledi...

-"Sana Yusuf'u niçin geri verdiğimi biliyor musun?"

-''Bilmiyorum Ya Rabbi'' dedi Hz.Yakub

Ve Allah (cc) buyurdu:

"ÇÜNKÜ SEN BÜTÜN ÜMİDİNİ BANA BAĞLADIN!.."








~~

“Çalınan her kapı hemen açılsaydı,

ümidin, sabrın ve isteğin derecesi anlaşılmazdı.

Bir kelebek avcısı bile çalıların yırttığı ayaklarla koşmak zorundaysa,

hayatın anlamını eliyle koymuş gibi bulmak kimin harcı?!...”

... ♥ ...





”Dizimin dibindeki Yemen’de; Yemen’deki de dizimin dibindedir”

der Mevlânâ…

Göremediğin gönülden ırak olursun.

Gönül görmek diye bir çaba var mı hayatımızda?

Giremediğin gönüle eremezsin.

Hiç olmazsa yanı başınızdakilerin gönüllerinde misiniz?

Yanı başınızdakiler gönlünüzde mi?

Aynı dili konuşanlar değil, aynı gönülü paylaşanlar anlaşabilirler...








İçimde uzayan her yol
Çıkar gider dosta doğru
Nergis, ıtır, menekşe, gül
Kokar gider dosta doğru

Zamanım yoğrulur gamla
Birleşir sabah akşamla
Ilık kanım damla damla
Akar gider dosta doğru

Gel bende gör, sen gel beni
Durduramaz engel beni
Görmediğim bir el beni
Çeker gider dosta doğru

Beynim fırın, bağrım tandır
Yanarım hayli zamandır
Sevgim bir yavru ceylandır
Seker gider dosta doğru

Ne saklarım, ne gizlerim
Yalnızca O'nu özlerim
Tabutta bile gözlerim
Bakar gider dosta doğru.

Abdurrahim Karakoç

Şair Hayali der;

Yâr ile halvet ol cisminde canın duymasın
Hâlet-i aşkın hikâyet kıl zebanın duymasın…”

Yârin ile baş başa kaldığında ona Aşkını anlat.
Ancak bunu dilinle değil, sözsüz, kelâmsız anlat ki
sen dahi duymayasın..........
__________________



Hz. Ebu Hureyre Radiyallahu Anh’tan rivayetle


Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm
buyurdular ki:

'' Allah yolunda birbirini seven iki kuldan biri doğuda, diğeri batıda olsa,

Kıyamet günü Allah onları bir araya getirir de şöyle buyurur:


'' İşte şu, senin sevdiğindir.''



(Beyhaki/Şuab)
*******

Followers

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

************
blogger counter

View My Stats *************************************

widget
**************

****************************free counters