---}--}@ Arşivime Hoş Geldiniz,Benim Beğendiklerimi Umarım Siz de Beğenirsiniz... Resimler ve Yazılar Forumlardan Alıntıdır..


Kayıp kentin güzel insanı.
Rüzgar esermi sizin oralarda?
Ve
Umut türküsü söylenirmi
Sevda misali?
Yada Buradan sesimiz duyulurmu
Bir SELAM desek dosta...





Üzüntü zihnimizi kaplayan yıkıcı bir duygudur.
İçimize bir defa yerleşti mi bütün zihnimiz artık onunla meşgul olur.


Üzüntü alışkanlığından kurtulmak için atacağınız ilk adım,
ben bu alışkanlıktan kurtulabilirim, bu alışkanlığı yenebilirim?
diyebilme inancına sahip olmaktır.


Bir şeyi yapabileceğinize inanırsanız o şeyi gerçekten yapabilmenizi
engelleyen şeyleri bir şekilde aşarsınız.



Uzmanlar üzüntüden kurtulmak için aşağıdaki yedi maddeyi kullanmanın yararlı olacağını belirtmekteler;



- Her güne Yaratanın sizinle beraber olduğuna ve size yardım edeceğine inanarak başlayın.


- Kendi kendinize üzülmek çok kötü bir alışkanlıktır deyin.

- Olumsuz saydığınız her şeyin olumlu yönlerini düşünün ve konuşmalarınızda bunları belirtin.


- Olumsuz hiçbir konuşmaya katılmayın ve bütün konuşmalara olumlu bir hava vermeye çalışın.


- Kendinize iyimserlik aşılayan kitaplar okuyun. Bunları defalarca okuyup bilinçaltına yerleştirin. Sonra bilinçaltınız bunları size geri gönderip karamsar ve üzüntülü olmaktan kurtaracaktır.


- Umut dolu, ileriye ümitle bakan insanlarla dostluk kurun. Bu atmosfer sizi ümitli bir insan yapacak, karamsarlığa düşmenizi engelleyecektir.


- Üzülme alışkanlığına yakalanmış insanlara yardım edin. Böylece, sizin üzülme alışkanlığınız da azalacak zamanla kaybolacaktır.



Üzülme:

Dünya ve ahiret huzuru için Peygamber Efendimizin amcası Abbasa öğrettiği duayı dilinden düşürme çünkü bu dua iki dünya saadeti için iyi bir fırsattır.
"ALLAHümme innî es'elüke afve vel âfiyete fiddînî veddünyâ ve âhırete" Yarabbi senden dünya ve ahirette mağfiret ve afiyet istiyorum



Üzülme :


Dünya, ne seçim, ne geçim dünyasıdır; dünya, bugün var yarın yok, imtihan dünyasıdır.


Üzülme :


Altın, ateş ile; iyi kul da belâ ve musibet ile tecrübe edilir. (Hz. Ali r.a.)


Üzülme :

İnsanlar, başlarına gelen belâ ve musibetleri ondan daha büyükleriyle kıyas etselerdi, şüphesiz belâların bazısını âfiyet kabul ederlerdi


Üzülme :

İyi bir yemek günün mutluluğudur. İyi bir gezi haftanın, iyi bir evlilik ayların, mal-mülk senenin mutluluğudur. Sağlam bir imana sahip olmak ise dünya ahiret mutluluğu demektir.


Üzülme :
Hastaneleri ziyaret etki ALLAH'ın sana verdiği sağlık afiyetin kıymetini bilesin. Hapishaneleri ziyaret et ki özgürlük nimetinin farkına varasın.


Üzülme :


Mümin bir kul giden dünyalığın ardından üzülmez. Çünkü o kalıcı olan değildir.


Üzülme :

Rahmanın sonsuz merhametini bir düşün. Ki O bir köpeğe su veren cimrilerin cimrisini, yüz kişiyi katletmiş olanı dahi affedebilendir. Yeter ki nasuh bir tövbe ile O'na dönülebilinsin.


Üzülme:


Hayrın nerede olduğu bilinmez. Hayır çoğu kez sevinilen şeyin ardından değil üzünülen şeyin ardından gelir.


Üzülme,

Mutluluk ağacının yaşaması için ihtiyacı olan su, hava, gıda, ışık ALLAH'a ve ahiret gününe imandır.


Üzülme:
"Mükâfatın büyüklüğü belanın büyüğü ile beraberdir. ALLAH bir kavmi severse onları (bir derde) uğratır. Kim kadere razı olursa, ona ALLAH'ın rızasına erişmek vardır. Kim öfkelenirse ona ALLAH'ın gazabı vardır." (Tirmizî)


Üzülme:

Eğer ALLAH'tan bir şey isterseniz ve O size başka bir şey verirse O'na güvenin. O'nun her zaman size ihtiyaç duyduğunuz şeyi uygun zamanda vereceğine emin olabilirsiniz. İstekleriniz her zaman ihtiyacınız olan şeyler değildir. ALLAH dileklerinizi her zaman yerine getirir, o yüzden kuşkulanmadan veya şikayet etmeden O'na inanmaya devam edin. ALLAH seçimi O'na bırakanlara en iyisini verir.


Üzülme: 

Bir kimse istiğfârı dilinden düşürmezse, ALLAHü Teâlâ ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve ona beklemediği yerden rızık verir. (Hadis-i Şerif)...

Rana'cım senin için...

O esrarlı yangına bu can nasıl dayandı?
Sahile vurdu kalbim,su yandı,kum da yandı.
Bir mum gibi eriyip aktı uykusuzluğum,
Ölüme başkaldıran dertli uykum da yandı.
Yurdundan mahrum edip dolaştırdın Cem gibi.
Ruhumla söndü alev,sonra ruhum da yandı.
Kül oldu bir yiğidin figanıyla her umut.
Bülbülün küllerine konan puhum da yandı.
Böylesi bir yangını görmedi Nemrut bile.
Kaktüsün gölgesinde nazlı âhım da yandı.
Âhımdır zannederdim en belalı kıvılcım,
Kirpiğine dokunan kanlı âhım da yandı.
Bir damla su ver bana ey çöl! Bari sen küsme.
Kalmadı hiçbir şeyim bak,günahım da yandı.
Yenilgiler bir tufan gibi çöktü üstüme.
Ülkem yıkıldı heyhat!
Ordugâhım da yandı.
Köleleri her akşam duman kıldı gözlerin,
Başıma tâc ettiğim padişahım da yandı.
İlk defa böylesine tutuştu gökkuşağı.
Renklerim siyah oldu ve siyahım da yandı.
O’ndan başka ne varsa yandı,
Yandık sen ve ben.
O’nu göreyim diye,kıblegâhım da yandı.

Nurullah GENÇ



Herşeyi sevgilisinden ibaret zanneden aşık 3 gün aç ve susuz kalsa
herşeyi yaratan Rabbinin varlığını bütün zerrelerinde hisseder
tıpkı Leyla'nın aşığı Mecnun gibi


"Leyla Leyla" diye çöllere düşen Mecnun
günlerce dolanır durur
susuzluktan bitab düşmüş
dudakları kavrulmuş
yürüyecek takatı kalmamıştır.


Artık "Leyla" demek yerine "su su" diye dolaşmaktadır.
Bu esnada yağan yağmur yüreğinin yangınını söndürür
bütün vücudu serinler, susuzluğu gider.
işte o zaman kafası dank eder


Rabbini düşünmeden
O'nun rahmeti olmadan
bir adım bile atamayacağını kabul eder
Artık "Leyla Leyla" değil
"Mevla Mevla" diye dolaşmaktadır


Çünkü
LEYLAsız yaşanır ama
MEVLASIZ
O'nun rahmet ve inayeti olmadan bir an bile yaşanmaz



Kim ALLAHı unutursa
aşkında da meşkinde de başarılı olamaz...


Sözüm, b'nin altındaki noktadır.

Sözüm, damla hükümsüz kalır ya, o an çağlayarak akan, kabına sığmayan taşkındır.

Kelime manasını kaybettiğinde söylenendir.

Bende kaybolan, bizde başlayandır.

Şems'te sönen, Mevlâna'da yanan, yakandır.

Sözüm dediysem sözümüz vardır.

Sözümüz söz olduğunda söylenir.

Medine yollarında ben benden geçer de, bize bir şey olacak diye titrer ya, işte o an yazılır.

Dönüp Mekke'ye son bir kez bakılır ya, o bakışta saklıdır.

Mekke'den geçilende adım adım , adımdan öte yoldadır.
Mekke'nin özlediği,Medine'nin beklediğidir
Sırttaki çizgi çizgi hasır izlerindedir.

Taşlardadır.

Hendek kazılırken tüm Medine açtır ya, açlıktan karnına taş bağlamıştır ya, bugün çocukların elindedir o taşlar.

Şehrimizi korur, bizi korur o taşlar.

Sözüm o taşlardadır.

Sözüm söz olanda benden geçilir, biz var oluruz.

Bizimle nisan yağmurları iner, hayat bereketlenir.

Biliriz, nisan yağmurları ümmetim diye diye akan gözyaşlarıdır.

O damlalarla toprağımız yumuşar, içimizde taştan katı taşıdığımız o yumru yumuşar.

O damlalarla hayat bulur, biz var oluruz.

Bizimle bir el bir yetimin başını okşar.

Bir hastaya bir içim su verilir.

Günahsız ellerle duaya varılır.

Bizimle ebabiller gelir.

Kıtmir bekler bekler .

Bir ömür bekler, bin ömür bekler.

Bizde bize rağmen bir umut başlar.

Ne fark eder, kış ya da bahar, dallar kuru ya da yeşil. Başlar .

Yapayalnızmış , yalnız ağlarmış. Kimse onu bilmez, selamını alan olmaz, hatırını kimse sormazmış. Ne fark eder.

Duasına ötelerden bin ses amin der, selamını ötelerden alanlar olurmuş.

Sözüm saraylarda kaybedilir, viranelerde bulunurmuş.

Kağıt ile kalem, ses ile sessizlik arasında yitirilir, bitti denildiğinde başlarmış.

Dilden dile gelmez, dile gelmedikçe dile öyle güzel, öyle acı, öyle yakıcı nakşedilirmiş.

Hayatın bereketiymiş de zamanın ve mekânın sınırlarını yerinden oynatırmış.

Dağlar önünde dize gelirmiş. Gelirmiş gelmesine de o, kanadı kırık bir kuşun uçacak diye başında beklermi ş.

Gidermi ş bir gün. Lakin öyle güzel, öyle bambaşka bir halde gelirmiş.

Kalmak mümkün görünmüyor. Durmak imkansız .

Devir, önüne katmış her ne varsa toza dumana katarak götürüyor.

Geride bir dikili taş kalıyor mu?

Bir iz kalıyor mu?

Kalma telaşında olanlardan her ne kaldıysa, kalmadılar diye fısıldıyor.

Her şey bittiğinde bir sözümle kalsam.

Her şey bittiğinde sözümde kalsam.

Sözüm sükûtun anlattığıdır.

Irmak damla damla sayılır mı?

Irmak bir damlacık kalır mı?

Dualar hiç duyulmaz olur mu? Duyulur da amin değil, aminler vardır her daim.

Biz, her be'nin sinesinde gizli bir sözdür.

Sesten öte bir sözdür. Sözümüzdür.

Sımsıkı tutacağımız, tutunacağımızdır.

Biz biz olanda, gün gelir yolcudan geçeriz.

Mekke bir yana, Medine'den geçeriz.

Biliriz, yol mutlaka varır, vardırır.

Yola karışır da geçeriz.

Sözü duyarız da geçeriz.

Adımlarımızı unutur da yolda oluruz.

Sayıyı, hesabı unutur da elde oluruz.

Dakikaları, saatleri kaçırır, geç kalırız da vakitleri yakalarız.

Tesbihi elimize alınca taneyi unuturuz.

Vakti saati gelir

manayı bulur,

sözü unuturuz.

ZEHRA KORKMAZ


Gel desem, bu akşam
Bir kahve ısmarlayayım sana
Bir fincan kahve:
Cezvesinde kaynamış hatıralar,
Köpüklerinde sevgi parlayan,
Fincanında dostluk ile telve
Bir yorgunluk kahvesi.

En iyisi ben sana
Bir şiir ısmarlayayım
Yanında da
Bir fincan acı kahve...

Hasan Gezer


 
“Allahım! Receb'i ve Şâban'ı hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl, bizi Ramazan'a ulaştır”


Ey Güzel ALLAHım, ,Sana mahzun gönlümle, isteklerini kabul buyurduğun dostlarının duası ile niyaz ediyorum.Ya Erhamerrahimin Zatına eriştirdiğin ve Senin rızanı isteyenlerin dili ile Senden talep ediyorum. Umarım Senin ululuğundan, Seni bileyim ve kulluk edeyim.

Yâ Rab, bu gecenin rahmet ve bereketinden sevap ve mükâfatından beni nasiptar et.

ALLAHım, kullarından istediğine, istediğini verirsin, kim Seni onlara ikram etmekten alıkoyabilir? Ben fakir ve âciz bir kulum. Fazl ve kereminden nimetlerini ümit ediyorum. Sana sığınırım ve ancak Senden yardım dilerim

Yüce Mevlam, bu gece kullarına çok rahmet ve bereketini döker, saçarsın. ALLAHım, Sana yalvaran dilleri, Sana kalkan elleri boş çevirme. İyilik ve yardımınla faydalandır bizi. Nimetlerinle donat hepimizi.

ALLAHım, salât eyle Muhammed ve evladına, eşlerine ve dostlarına, bitip tükenmeyen rahmet ve bereketinle. Yâ Rabbe'l-Âlemin!”
Amin,amin ,ya muin...
*******

Followers

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

************
blogger counter

View My Stats *************************************

widget
**************

****************************free counters